Wednesday, May 23, 2012

Come Back Jack

   Yaklaşık 2 aydır post yazmıyorum ki gerçekten kalbimin içceğizinde de yazmamamın acısını yaşadım. 1 haftadır da tekrar yazma isteğindeydim ki bu haftasonu yaptığım ufak İzmir tatilinden daha iyi ve canlandırıcı bir geri dönüş düşünemiyorum. 


   Bu haftasonu biricik sevgilimin doğum günü olduğu için ona ufak bir İzmir tatili hediye ettim. Cuma akşamı yağan yağmur sağolsun uçağımızı 2 dakika farkla yakalayabildik. Bu Mikail coştu yemin ediyorum, İstanbul mu Amazon mu belli değil, Allah'ını seven Mikail'in üstüne biraz akıl fikir atsın. 


   Güç bela uçağı yakaladıktan sonra İzmir'e indik ve direk otele yol aldık. Key Hotel adlı 34 odalı bi butik otel ayarladım tam İzmir'in merkezinde. Gerek hizmet kalitesi gerekse otelin fiziksel koşullarından çok keyif aldım söylemem gerek, meraklıları buradan bakabilir.  Otele varır varmaz odamıza çıktık ve önceden ayarladığım şampanya ve pasta sürprizinden sonra yol yorgunluğumuz da geçsin diye geceyi otelde geçirdik.




   Aslında totalde yemek yemek ve ufak gezintiler dışında otelden pek de dışarı çıktığımızı söyleyemem. Yani İzmir merkez sayılabilecek Alsancak'ın dışına pek çıkmadık. Ama yine de İzmir'i ve insanını yeterince gözlemleyebildiğimi düşünüyorum. Türkiye'nin her yerinde görülen "aa bak ne giymiş kız" bakışlarından burda da kaçmak gibi bir niyetimiz olmasa da gayet şort t-shirt kombinine uzaydan düşmüş yaratık muamelesiyle bakılması İzmir insanının demek ki hala kent-büyük şehir ikilemi arasından çıkamadığının kanıtı. Yazlık yer dersin, alışıktır dersin ama yok, tam tersi. Şu türk insanı milletin ne yaptığıyla daha az ilgilenip kendine baksa, koca kıçlı teyzeler güzelim genç kızların mini eteklerini çekiştirmeseler mesela, yemin ederim dünya huzurlu ülke top 10'ine ataklı bir giriş yapardık. Tabii ki genelleme yapmamak gerek, kesinlikle dünya görüşü olarak daha geniş insanlar da çoktur eminim ki ama biz karşılaşamadık demek ki. İlk kez ve büyük umutlarla gittim İzmir'e ama sanırım bir İstanbullu olarak İzmir beni kesmedi. İzmir, dadlum, bizımla diğılsın ne yazık ki.


   
   Yine içimdeki şebeği durduramadım, nasıl eğleniyorum belli değil.

   Dediğim gibi otelden yemek yemek dışında pek çıkmadık. Dışarı çıktık çıkmasına ama normal akşamlarda İstanbul'a kıyasla dışardaki insan sayısı 3'ü geçmez yemin ediyorum. Sadece belirli mekanlar var dolup taşan. Yani yaş grubuna göre ayrılmış gibi mekanlar, birinde ergenler sıkış tıkış, diğerinde anneanneler dedeler gece sohbetinde. Ama 30 mekandan 1'i dolu, görüntü olarak o da komik. Önünden yürürken hareket var demek ki bu kısımlarda diyorsun ama  3 adım sonra aynı sessizlik, aynı ölülük.

   Sadece cumartesi akşamı çok doluydu her yer, ama onun sebebi de cumartesiden ziyade 19 Mayıs olmasıydı sanırım. İzmir'in en sevdiğim özelliklerinden biri aşırı Atatürkçü olmaları. Her yerde Türk bayrakları ve heykeller, anıtlar var. Sen unutursan İzmir hatırlatır şeklinde. 

 Akşam yemeğine çıktığımızda 19 mayıs konseri için gelmiş Mor ve Ötesi dalgası yakaladı bizi. Mekanda çalan müzikten ziyade konseri dinledik. Zaten İzmir de cumartesi için değil, kutlama ve Mor ve Ötesi için sokağa dökülmüş resmen.






  
   Biraz eleştirdim İzmir'i farkındayım ama dediğim gibi, bana böyle denk gelmiş de olabilir, genel olarak İzmir'in ününü karalamak gibi bi amacım yok tabii ki. Şunu da söylemeliyim ki gerçekten dendiği gibi İzmir insanı güzel.

   Tatil bize kısacık geldi ama çok keyif aldık. Sevgilim şu güne kadar geçirdiği en güzel doğum günü olduğunu söyledikten sonra taçlanmış da oldu tatilimiz benim için.








   Ayakkabılarımızın resmini de koyarak 1997 gençlik akımına selam çakıyorum burdan. Bu arada resmen 2 dakikada sectiğim bu nude süet ayakkabılarımı iyi ki almışım dedim bu tatilde.

   Hepinize yaza gün saydığımız şu günlerde keyifli ve güneşli günler diliyorum :)

Thursday, March 8, 2012

Marni at H&M Shopping Party

     Dün akşam Marni at H&M'in alışveriş partisi vardı. Tabii adı sözde parti, vaktimizin çoğunu kasada kuyrukta geçirdik. Koleksiyonu çok da beğenmediğimi söylemiştim zaten, bir-iki parça alıp çıkmayı planlamıştım ve dediğim gibi de yaptım. Gelin görün ki çıkabilseydim tabii ! Mübalağa yapmıyorum, en az 2 saat beklemişizdir kuyrukta. Partinin tek olayı üç bin beşyüz saat süren kuyruğuydu sanırım. Parti kavramını desteklemek için koydukları dj ve barın ne kadar işe yarayacağını düşündüler bilmiyorum ama iki kadeh şampanya içmek sinirlerimi alt üst etmeyi pek de engelleyemedi.


       Tuba Ünsal ve Eda Taşpınar gibi ünlüler de vardı ; kalabalığın içinde gözüme çarpan onlar oldu. Tuba Ünsal ne ara almış giymişse koleksiyondan uzun bir elbise giymişti. Biz orda kuyrukta beklerken hatunu elbise içinde süzülürken görünce içimden az lanet etmedim.



                                                                               Sıkıntıdan yapmadığım şebeklik de kalmadı yani.

             Akşamın sonunda ayakta beklemekten bitap haldeydim. Sanki yavru fil taşımış kadar yoruldum, bir o kadar da sıkıldım. Bir yelek ve fular için bu kadar beklemek aptalca geldi yani. Hani bayıldığım parçalar olsa mızmızlanmazdım. Yine de sonunda poşetleri alıp evde beni bekleyen yatak ve yorganıma kavuşma hissi güzeldi. Bir dahaki posta kadar see you later alligator gibisinden lame bir hoşçakalın, hugs'n kisses! :)



Monday, March 5, 2012

March Luck (!)

       Mevsimsel değişiklikle birlikte havalar belki ısınır, bu mart bize kazma kürek yaktırmaz diye içimden dualar ediyordum ki yine götümüzü donduran havalardan kurtulamadık. Soğuk hava yetmezmiş gibi internetim de kesildi. İyice bahtsız bedevi moduna girdim yani Mart sağolsun. Bu postu da Starbucks köşelerinden yazmak zorunda kalıyorum ne yazık ki ; elinde kahvesiyle laptop takılan, klişe Starbucks müşteri topluluğuna soktu sanmayın da. Mart işte Mart, uğursuz. Şimdi tek eksiğimiz ciyaklayan kediler (!) 

      Ben de Mart'ın inadına en sevdiğim şeylerden biri olan pantolon aksılarımı takmaya karar verdim. Yaklaşık 1 haftadır askılarımla geri dönüş yaşıyorum, mükemmel bir aşk hikayemiz var. Bu çok sevdiğim papyonu da kombinime ekleyerek Mart'ın kötü şansına elimden geldiğince iyi girmeye çalışıyorum yani :) Herkese çabuk geçen bir Mart ; çabuk gelen bir bahar havası modu diliyorum sevgili followerlarım, hugs'n kisses :)

       With the seasonal change, i thought maybe we could see the smiley face of sun and feel a little less cold but March disappointed me as always ; we still get chilled to the marrow. On top of that my internet is not working, March is not my month i guess. And i'm sorry to say that i'm writing this post in the corners of Starbucks ; don't think that i'm one of those Starbcuks' cliche customers working on their laptops with a cup of coffee !

       I thought is there any better way to break March's bad luck with putting my braces on ? For almost a week i'm in a getting back mode with my braces, we got a beautiful love story.With adding this bow-tie to the look,which is one of my favorites, i challenge March's bad luck as stylish as i want to be :)  I wish everyone a short March and a quick coming spring mode my dear followers, hugs'n kisses :)








     
Coat/ Palto - H&M
Hat/ Şapka - H&M
Shirt/ Gömlek - H.E. by Mango
Braces/ Pantolon Askıları - H&M
Bow-tie/ Papyon - Tween
Cardigan/ Hırka - Zara
Jeans/ Kot - Zara
Shoes/ Ayakkabılar - Divarese by Mario Fagni

Thursday, March 1, 2012

Marni at H&M

       Marni at H&M. Dev marka H&M'in büyük ve lüks tüketim sayılan markalarla daha önce de yapmış olduğu işbirliklerinden biri. Ne yazık ki beni en çok hayal kırıklığına uğratan olduğunu da söylemek zorundayım. Bunun tabii ki H&M'le alakası yok, Marni'yle var. Marni oldum olası kesimlerini ve desenlerini beğendiğim ancak hiçbir zaman orta derecenin üstüne çıkamamış bir marka benim için. Bu koleksiyonu da incelediğim zaman hayal kırıklığına uğramam normal aslında.
      
       Dediğim gibi desenleri ve kesimleri hoş ancak koleksiyonu incelediğim zaman çok gereksiz ve düz gördüğüm parçalar var. Gayet basic sayılabilecek ceket-pantolon kombinleri ya da sadece rengi keyifli olan düz renk gömlekler ve kazakları görmek mutlu etmedi beni aslında. Onun dışında yarım yelek, kravatlar ve desenli şort ve gömlekler hoş. Parçalar bana göre özgünlükten uzak olsa da her türlü şeyle ve şekilde kombinlemenin mümkün olduğu güzel parçalar, haklarını yememek lazım. Kadın koleksiyonuysa erkeğe göre daha canlı ve fresh. Desenler daha bahar canlılığında ve Marni havasını hissettiren aksesuarlarla tamamlanmış.
       
      Tarzım değil dedim, benim için orta dedim ama yine de 7 Mart akşamı İstinye Park'taki alışveriş partisinde olacağım ve almayı düşündüğüm bir-iki parça var. Koleksiyon ise 8 Mart'ta mağazalarda. Gitmeden sitesine bakın, beğendiğiniz parçaları seçin ve ona göre hareket ederek alışverişinizi kolaylaştırın derim ben ! Hugs'n kisses :)







       Marni at H&M. One of the collaborations of H&M with the luxury brands. But i have to say this is the least satisfying one for me. It has nothing to do with H&M of course, it's because of Marni which has always been an average brand for me. I can say that their cuts and patterns are the only things i like about them so my disappointment when i looked over the collection was actually accurate.

       Like i said, the patterns and the cuts are nice but when i look at the collection i see lots of plain and unnecessary pieces. The reason i am unhappy is actually seeing basic jackets and pants or simple shirts and jumpers. Other than that the half vest, ties and patterned shorts and shirts are nice. For me absence of originality is clear. However the pieces are really easy to combine. You can use almost all of them in a lot different looks. The women collection is more alive and fresh than mens. The patterns symbolize the liveliness of spring and it's perfected with accessories that represent the Marni style.


       "It's not my style, an average brand for me" i said but i'm still going to the shopping party before the actual selling and i got some pieces to buy on my mind. If you intend to buy some, check the site and make sure what are you going to buy to make your shopping easier for you! Hugs'n kisses :)

Sunday, February 26, 2012

Sun, be mine

     Uzun bir zamandır görmediğimiz kadar güneşli ve keyifli bir pazara uyandık İstanbul'da. Biz de bu güzel günün tadını çıkarmaya karar vererek ilk vapurla Ortaköy'e bruncha koştuk. Ordan Bebek yürüyüşü ve ters kulak İstinye yaptıktan sonra günü Beşiktaş sularında keyifli birer kahveyle noktalandırdık. Uzun zamandır giymediğim kadife ceketimi ve mokasenlerimi giymek için daha güzel bir gün olamazdı sanırım. Umarım herkesin pazarı güzel geçmiştir. :)


     We opened our eyes to a beautiful sunny day which we weren't able to see for a while in İstanbul. So we decided to enjoy the day and jumped on the first ferry to have brunch in Ortaköy. Afterwards a walk towards Bebek and a reverse trip to İstinye followed. We finished the day with a cup of warm coffee. I can't think of a better day to put my velvet jacket and moccasins on. I wish everyone had a wonderful sunday :)
















Hat / Şapka - Zara
Jacket/ Ceket - H&M
Shirt/ Gömlek - Zara
Foulard/ Fular - Zara
Pants/ Pantolon
Briefcase/ Çanta - Matraş
Moccasins / Mokasen - Hotiç

Friday, February 24, 2012

Countdown for Spring !

           Artık kışa olan tahammül oranım sıfırın altına düştüğünden biraz baharlık bir look özlemindeydim. Aldığım yeşil oxford ayakkabılarımı giyecek daha uygun bir yer de olduğunu düşünmüyorum. Sarı, kırmızı ve yeşil ; bahara geri sayım başladı babe !


       I had no longer any tolerance for winter and i had really missed a spring look. I can't think of a better look to put on my new oxford shoes that i've been waiting to wear. Yellow, red and green ; countdown for spring babe !










Top / Üst - Zara
Cardigan/ Hırka - H&M
Jeans/ Kot - Zara
Belt/ Kemer - Bershka 
Foulard / Fular - Zara
Oxford Shoes/ Oxford ayakkabılar - Zara

Wednesday, February 22, 2012

Leopard Fever !

        Bugün tamamen verimsizliğimin pençesine takıldığım ve eve kapandığım günlerden biriydi. Evden hiç çıkmadığım günlerde de akşama doğru bir enerji fazlalığı oluyor bende. İçimdeki Nur Yerlitaş'ın leopar aşkıyla attım kendimi dışarı. Herkese en az benim kadar enerji dolu bir mid-week diliyorum !


      Today i  obeyed my inefficiency and locked myself home. When i stuck at home, i usually get an extra energy towards evening. My energy showed itself as leopard on my outfit and i threw myself out. I wish everyone a mid-week as filled with energy as mine !











Hat/ Şapka - H&M
Leather Jacket/ Deri Ceket - Zara
Shirt/ Gömlek - Zara
Bow-tie/ Papyon - Sarar
Leather Gloves/ Deri Eldivenler - Network
Pants/ Pantolon - Zara
Socks/ Çorap - Zara
Moccasins/ Mokasenler - George Hogg